Teykmiycek

Posted: Şubat 28, 2012 in Genel

Cumartesi sabahı okula giderken, evde babasıyla kalan Dante’ye hoşçakal öpücüğü verirken;

“Anne çok uzun take(miycek) di mi?”         (to take time=sürmek,    “çok uzun sürmiycek di mi?” demek istiyor)

“Hayır oğlum 2 saat sürcek, sen babanla film seyret, film bitince ben gelcem”

“Tamam anne”

 

Yapma, ver…

Posted: Şubat 6, 2012 in Genel

Saltanatın sonuna yaklaştım.

Smoothie’yi evde kendim yapar(d)ım.

Kısa bir süredir, hazır (yine de en doğalı) minik şişelerde satılan smoothie’lerin tadını alınca Dante;

A- “Oğlum smoothie ister misin?”

D- “Evet, ama yapma! Ver!” (hazırından verecek mişim)

Hafif

Posted: Ocak 20, 2012 in Genel

Banyodayız. Küvette birkaç oyuncağını yüzdürüp oynuyor. Oyuncaklarından biri ağırca, dibe batıyor. “Öğreten kadın” kaçıyor içime yine,
A- “Dante neden battı çocuğum o?”
D- “Bikoz ağır, ama bu hafif, yüzüyor”
A- “Almanca “ağır” ne demekti?” (kanırtçam illa)
D- “schwer”
A- “Hmm aferin, peki “hafif” neydi?”

Dante parmağını ağzına götürüp “hmmmm” diye birkaç saniye düşündükten sonra, yüzü aydınlanmış halde;

D- “nicht schwer” (ağır değil)
A- “Kurnazın önde gideni seniiii”
D- “ehiehhehihi”

Gudum

Posted: Aralık 19, 2011 in Genel

Salonda Dante, buruşturulup top yapılmış kağıdı babasına doğru atarken, babası da elindeki karton boruyu beyzbol sopası gibi kullanıp, bir beyzbolcu edasıyla kağıda vuruyor. Bu şekilde epey oynuyorlar. Tammo’nun beyzboldan hiç hoşlanmadığını bildiğimden, bu yeteneğine şaşırıp;

“Wow you are really good!” diyorum.

Dante geri kalmayacak ya tabi, hemen atlıyor;

“Anne, ben de gudum”

Bad guys, good guys

Posted: Ekim 21, 2011 in Genel

Kırmızı ışıkta beklerken, kavşağın karşısındaki kırmızı ışıkta bekleyen polis arabasını gösterip;

“Anne, polisler bad guys di mi?” (bu arada polisle korkutmak falan bizim lügatta yok, buranın polisleri de korkulacak cinsten değil, hatta insana güven veriyorlar)

“Ülkesine göre değişir oğlum”

“Ülke ne demek?

“err, Google Earth`te okla gezindiğin yerler evladım”

(Google Earth’te anneanne ve dedesinin evini bulup, arka bahçeden okla çıkıp, 3 km ötedeki en sevdiği tarlasına ulaşan, tarlanın yanında hergün oynadığı deredeki noktayı bulan, oradan çıkıp bizim yaşadığımız şehri bulup, bizim siteye gelen, bahçe şemsiyesinden bizim evi tanıyan evlat bu…)

Yallah

Posted: Ekim 4, 2011 in Genel

Banyoya girmek istemeyen Dante’ye,

“Hadi bakalım banyoya, yallah!” dedim, demez olaydım;

“Yallahmıcam!”

Laybreri

Posted: Eylül 28, 2011 in Genel

Babasıyla kitap, benimle masal faslı bitip de uyku faslına geçtiğimizde hala çenesi durmayan Dante’ye “şşşşşt” deyip susturmaya çalıştığım bir sırada Dante;

“Neden bana şşşşt diyorsun? Burası “laybreri*” mi?”

*Library=kütüphane

Roketin şişkosu

Posted: Eylül 13, 2011 in Genel

Türkiye’deki son günümüzde, havaalanı yolunda, Eminönü’nden geçerken karşıda Galata Kulesi’ni ilk kez gören Dante Türkiye’deki son bombasını da patlattı:

“Anneeeee, bak şişko roket!”

Dante Korel Kocatürk

Posted: Eylül 8, 2011 in Genel

İki buçuk aylık Türkiye tatilimiz boyunca, Türkçe’yi Türk yaşıtları kadar iyi öğrenen Dante’ye bu az gelmiş olacak ki:

D- “Anneanne, benim adım şimdi Dante Korel Heeren, ama büyüyünce sizin gibi Kocatürk olcam”

Fasul-ye

Posted: Temmuz 28, 2011 in Genel

Memlekette tatildeyiz. Bahçeden taze fasulye toplanmış, yemeğini yapmışız. Fasulyeler yassı olanlardan, boylamasına ikiye kesmişiz, ince ince olsun diye. Bu şekliyle fasulyeyi tanıyamayan Dante, yemeyi de reddediyor.

D- “Anne bu ne?”

A- “Fasulye oğlum”

D- “Ben fasul yemicem”

A- “Sen fasul’ünü ye, ben ye’sini yerim”